Bugünlerde başta Sinop olmak üzere,
Karadeniz kıyı kentleri ve yerleşim merkezleri hatta
iç bölgelerimiz de dahil revaçta olarak sofralarımızı taçlandırıp,
damaklarda lezzetin ultra düzeyde tadını bırakan
Hamsi Balığından söz etmeden geçemeyiz.
***
Bu efsanevi balığa adı verilen Hamsi ‘nin kökenine inilecek olunursa;
kısaca Arapça ‘’ Hamsin ‘’ sözcüğünden kaynaklandığı bilinmektedir.
Hamsin ise genelde kış mevsiminin özellikle Ocak ayından itibaren
zirve yaptığı zorlu ve soğuk geçen 50 gününü ifade etmek adına kullanılır.
Karadeniz’in bu kıvrak, lezzetli özel ve güzel balığının,
özellikle de kış aylarında ortaya çıkması nedeniyle
Hamsin sözcüğünden esinlenerek
Hamsi olarak adlandırıldığı rivayet edilir.
Diğer taraftan; yapılan etimolojik araştırma ve
çalışmalara dayandırıldığında ise; antik dönemde
Doğu Karadeniz havzasında yaşayan yerel halkın
bu balık için kullanmış olduğu ‘’ Khampsıa ‘’
sözcüğünden kaynaklanıp, günümüze evrildiği de ifade edilmektedir.
***
Her neyse, sözcük üzerinden fazla takılmayalım ama
sevenleri için Hamsi Balığı; Türk Mutfağının ve özellikle de
Karadeniz yemek kültürünün baş tacı, sofraları süsleyen
damaklara lezzet katan balık yemekleri arasında çoktan yerini almıştır.
Adına festivaller düzenlenip, şiirler methiyeler de dizilmiştir.
Sinop’lu şairimiz merhum Ferit Dikmen
‘’Hamsiye Açık Mektup’’ başlığı ile yazdığı mısralarında;
‘’Vakti geldi, özlüyoruz sizleri,
Bekler Sinop, kıyı, her yan hamsiler,
Sabah, akşam gözlüyoruz sizleri,
Kavuşmayı ister liman hamsiler…
Bir başka dizelerinde ise;
Bir yıl çıkmazsan balıkların dilberi,
Gönlümü kaygıya salarım Hamsi,
Deniz yosması, balıklar serveri,
Aşkınla deryaya dalarım Hamsi ! ‘’
diyerek, hamsiye övgüyle kaleminden kâğıda süzülen
güzel safiyane duygularını ifade eder.
***
Ünlü gazeteci ve yazar Yılmaz Özdil ise bir köşe yazısında;
‘’ Hamsi balık değildir, yaşam kültürüdür, kendisi küçük,
etkisi devasadır. Kanuni’yle beraber Osmanlı mutfağına girdi.
Trabzon doğumlu muhteşem Süleyman’ın çocukluk
lezzetiydi, Evliya Çelebi’nin notlarında da 40 çeşit yemeğinin
yapıldığını ‘’ ifade eder.
***
Hamsi üzerine 1885 Trabzon doğumlu, divan şairi
Hâmâmîzade İhsan bey’in 1928 yılında kaleme almış olduğu
‘’ Hamsinâme ‘’ adlı eseri de meşhurdur.
Dillere destan Hamsi gerçekten de kış günlerinde sofraları
şenlendirip, ağızlara ayrıcalıklı bir güzel lezzet katan,
zenginin de fakirin de sofrasını süsleyen bir nimettir.
Onu bilen bilir. Sofralara sunulduğunda; ızgarası, tavası, pilavı,
kuşu, tuzlaması, pidesi, köftesi daha saymakla bitmeyecek
tarifleri ve sunumları vardır.
‘’Kulağına kar suyu kaçtı ‘’ denilerek tabir edilen
Aralık ve Ocak aylarında iyice yağlanıp lezzet derecesinde zirve yapar.
Bu nefis ve efsane balığın bir de denizden süzülüp soframıza
uzanan Karadeniz’deki yaşam rotası vardır ki, ayrı bir maceralı yolculuktur.
***
Hamsi Mayıs ve Haziran aylarında Rusya’nın Azak Denizi dâhilinde
yumurtlayıp, oradan enginlere açılarak uzunca bir seyirle
güneye inip, Sinop’un da dahil olduğu Türkiye’nin Karadeniz kıyılarına ulaşır.
Kasım ayı sonlarında ise Marmara’ya geçerek
yumurtalarını burada bırakıp tekrar Karadeniz üzerinden yol alır.
Ne kadar maceralı güzel bir serüvendir bu…
Bu seyirdendir ki noktasal yorumla Hamsinin Karadeniz’deki
Başkentinin Sinop olduğu da ifade edilmektedir.
***
Sofralarda ağız tadı ve lezzet katkısı olmakla birlikte, sağlık açısından;
içeriğinde yüksek miktarda omega-3 yağ asitleri, protein, vitamin ve mineraller
bulunması nedeniyle vücut direncini artırarak kalp ve damar sağlığına
destek verdiği de bilinmektedir.
Sinop’lu şairimiz merhum Ferit Dikmen’in ifadesiyle; Karadeniz’de
‘’ Balıkların Dilberi ‘’ olarak nitelendirilen Hamsinin bu günlerde
yine başta Sinop olmak üzere tüm Karadeniz boyunca
hatta diğer bölgelerimizdeki balık severlerin sofralarına da
renk ve lezzet katarak şenlendirmesi çok keyif vericidir.
Afiyetle diyelim…