Neden Yazacağım?

Teşekkür ederim Cengiz Demirel bana bir köşe açtığın için.

Pandemi sürecinde kardeşim, geleneksel aşı türlerini önerdi bize. Kendisi içinde tercihi o yöndeydi. Emeklilik dilekçesini başhekimin ricası ile iptal etmişti. Genel Cerrah olduğundan hastalarını korumak için düzenli aşı oluyordu. Son defa hastanesinde aşı odasına gittiğinde geleneksel aşının bittiğini 15 gün sonra gelebileceğini öğrenince birkaç dakika düşünüyor ve hastalarını korumak daha önemli geliyor ve mevcut yeni ve canlı mikroorganizma taşıyan aşıdan oluyor. 26 Temmuz 2021 Pazartesi günü aşı nedeniyle pıhtı atıp öldüğünü öğrendikten ve travmayı atlattıktan sonra hep yazmak istedim.

Hayatın, sizin ne yaşadığınıza , neler yapmayı planladığınıza bakmaksızın çok değerli bilgilerinizin bir kitaba bile aktarmanıza fırsat vermeden çok basit yada sıradan bir nedenle sona erivereceğini görmüş olmak, kardeşimin Dünya Siyasi Tarihi ve Türk Kültürü hakkında biriktirdiklerinin kimseye ulaşamayacağını bilmiş olmak, hem yeğenlerimle babalarının benimle birlikte nasıl bir çocukluk geçirdiğini paylaşmak hem 32 yıldır verdiğim doğa ve canlı koruma mücadelesine giden yola yaşamın beni nasıl hazırladığını önce kendim anlamak, başkalarına anlatmak, bu kadar sürede neler yapıldığının öğrenilerek gelecek için küçük bir örnek bırakmak üzere yazmak istiyordum.

Sevgili Okurlar, bu nedenle benim yazılarım anılar, o günkü koşullar ve mücadele ile ilgili olacak. Şimdiden affınıza sığınıyorum. Oturup uzun uzadıya yazacak vaktim olmuyor. Mahallemin sahiplenilmeyen tüm kedilerini doyuruyor ve elime gelenleri kısırlaştırma operasyonuna götürüyorum. Kapanla yakalayabildiğimi de. Mahallemizdeki barınmakta olan üç köpeği bağlı tutmaya başlayalı ihtiyaçları için onları da dolaştırmak zorunda kalıyorum. Evime sığınan çok sayıda kedi ile birlikte yaşıyorum ve onlar zaten tüm zamanlarımı alıyor elimden. İşte bu köşe benim içim fırsat oldu. Dilerim ki herkesin kendinden bir şeyler bulduğu köşe olsun.

Zorlu bir yoldan geldim. Sinop’un Gerze ilçesine bağlı ve ilçeye yakın Yaykıl köyünde başladım hayata. Hatırladığım ilk şey ahşap büyük güzel bir evin söküldüğünü seyrettiğim. Yeni binanın yapılışı sökümden önce bitip bitmediği hafızamda yoksa da evimiz olarak bildiğim yer, orası olduğuna göre bitmiş olmalı. O zamandan hatırladığım birkaç anı var. Yeni bina olan evimizin oturma odası duvarında büyük bir Türkiye siyasi haritası vardı. Ne kadar süre ile nasıl bir yöntemle öğretti babam bilmiyorum okuma yazmam yoktu çünkü, Kars nerede İçel nerede veya Ankara nerede dediğinde doğru olarak elimi o şehrin üzerine koyuyor ve hep aferin alıyordum. Ben den 4 yaş büyük olmakla beraber çocuk yaşta ablam eğersiz ata biniyor babam atın arkasına bir tokat attığında ikisi de tüy gibi uçuyorlardı hatırlıyorum. Ona nasıl ve ne zaman öğretmişti bilmiyorum. Babama göre uygun yaşa geldiğimde 8 yaşında olduğumu sanıyorum bana da öğretmek istemişti. At yorulur diye kabul etmemiştim. Hatta birini atımız Gümüş’ün üzerinde görünce arka bacağını huylandırarak üzerindekinin keyfini kaçırır, inmesini beklerdim. Babamın öğrenmemizle çok ilgilendiğini anlıyorum. Ablam okula gitmeden gazete okumaktaymış ve 3. Sınıftan başlatmak istemişler babam izin vermemiş. Benden bir buçuk yaş küçük erkek kardeşim en küçük olarak anne ilgisi ile büyümekteydi. Ablam büyük muamelesi görüyordu ben babamın kızı, kardeşim annesinin oğluydu. Bu durum çocukken biraz kıskançlığa biraz farklı kişiliklere kapı açtı sanırım.

Unutmadığım günlerden birinde babaannemin yanında iken (babaannem sağ olduğuna göre yine okul öncesi ve beş yaşında olmalıyım) babamın telaşla elimden tutup çekerek Mağaza dediğimiz altı ahır, üstü ardiye ve tütün deposu olarak kullandığımız binaya doğru beni de götürüp merdivenden çatının altına doğru tüfekle ateş açması ve çatıdan yere şırak diye ifade edebileceğim beyaz koskocaman bir yılanın düşmesiydi. O zaman cesaretini ya da korkularını bilmediğim babam meğer yılandan çok korkarmış. Tütün hevenklerini takarken yılanın kuş yuvalarına uzandığını ve yavruları yuttuğunu görmüş korku ile atlayarak, tüfek almaya gelmiş destek olarak beni bulmuştu. Ben bir yetişkine destek olmuştum. Sanki büyümüştüm ama çırpınan yılana mı, ağzından düşüp çırpınan kuşlara mı üzüleceğimi bilememiş yılanın ne yediğini sormuştum babaanneme. Çok temiz bir Müslüman ve en kötü sözü Allah hayrını versin olan babaannem Allah ona kuş, fare, yarasa, kurbağa gibi canlıları nasip etmiş cevabını alınca suçu yok o zaman demiştim.

http://www.haberkolektif.com
https://www.youtube.com/@HaberKolektif

https://www.instagram.com/haberkolektif/?igsh=MThneHdwaGNpcWRmOQ%3D%3D#

https://x.com/haberkolek84891?s=11

https://www.facebook.com/people/Haberkolektif/61579142911001/