FAKİRLİK VE YOKSULLUK

"................olumsuz ve kötü tablo çok insanların canını yakıyor. Burada en büyük zulmü çeken, aynı zamanda bir aileyi geçindirmek zorunda olan ve yaşamı omuzlarında taşıyan bir babanın akşam olunca evine gerekli ihtiyaç giderlerini getiremediğinde yaşamış olduğu üzüntüyü gözyaşlarıyla hayata isyan edişine hiç tanık oldunuz mu. ? Bir evladının istediği her hangi bir şeyi babanın karşılayamaması sonucunda çocuğunun karşısındaki yaşamış olduğu ezikliği hiç yaşadınız mı? ..."

Günlük temel ihtiyaçların tamamını veya büyük bir kısmını karşılayacak yeterli gelire sahip olamayan insanlara yoksul veya fakir diyoruz. Fakir ve yoksulluk dediğimizde iş imkanına sahip olmayan insanların günlük yaşamlarında ihtiyacı olan beslenme, barınma, yiyecek, içecek ve sağlık giderlerinden yoksun kişilerin yaşadıkları bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Genelde ekonomisi zayıf olan toplumlar yoksulluk kaderini yaşamak zorunda kalıyor. Gelir dağılımının adaletsizliği ve iktidarların vatandaşlarına gerekli iş imkanı sağlayamaması sonucunda meydana çıkan olumsuz ve kötü tablo çok insanların canını yakıyor. Burada en büyük zulmü çeken, aynı zamanda bir aileyi geçindirmek zorunda olan ve yaşamı omuzlarında taşıyan bir babanın akşam olunca evine gerekli ihtiyaç giderlerini getiremediğinde yaşamış olduğu üzüntüyü gözyaşlarıyla hayata isyan edişine hiç tanık oldunuz mu. ? Bir evladının istediği her hangi bir şeyi babanın karşılayamaması sonucunda çocuğunun karşısındaki yaşamış olduğu ezikliği hiç yaşadınız mı.? Maalesef Ülkemizde bu üzücü ortamı yaşayan çok insanlarımız var. Bunun sonucunda insanların feryat edişi, çaresizliğin haykırışı, gururun kırılışı ve bir babanın hayata ve yaşama isyanı. İnsanların bu zor yaşama sürüklenmesinin tek nedeni ise yoksulluk ve fakirliktir.
Hayatın çaresizliği ve acımasızlığı insanları öyle bir noktaya getiriyor ki insanlar karnını doyurmak için çöp bidonlarından sebze toplamak zorunda kalıyor. Hijyen şartlarının hiç olmadığı bir ortamda çöplerden toplanan bu yiyecekler sağlık yönünden büyük tehlike yaratmakta. Hiç bir insan bu şekilde yaşamayı hak etmiyor. Çok üzücü bir durum ve yaşamın insanoğluna büyük darbesidir. Yoksulluğun çizgisinde yürüyen bu insanlar hayatın yorucu yükünü omuzlarında taşımak zorunda kalıyor. Sosyal adaletin olmadığı toplumlarda yoksulluğun ve işsizliğin ortadan kalkması neredeyse imkansızdır. Sosyal adaleti içinde barındıran kavramın tarifi ise herkese eşit hakça bir paylaşımdır. Sosyal adalet dediğimizde ilk akla gelen terim gelir dağlımı. Maalesef Ülkemizin gelir dağlımı konusunda olumlu bir şey söyleme imkanına sahip değiliz. Kişilerin gelir dağılımına baktığımızda aradaki fark neredeyse uçurum kadar büyük. Gelir dağılımındaki adalet aynı mesafede ve ölçüde olduğu müddetçe toplumda bir rahatlama söz konusu olur. Bu durumda insanın yaşam kalitesini artırdığı gibi huzurlu bir yaşamı da yakalamış olur.
Diğer taraftan daha önceden köylerimizde bir yaşam vardı. Yaşamın olduğu her yerde topraklar sürülür ekim yapılırdı. Şimdi ise köylerdeki topraklarımız tamamen boş durumda bekletiliyor. Kısacası köylerde hiç kimse yok. Köy topraklarında ekim olmadığı için burada yaşayan insanlar topraklarını terk ederek büyük şehirlere ekmek peşine gidiyorlar. Şehirlerde gerekli ortamı ve istediğini bulamayan insanların bazıları orada zor şartlarda yaşamak zorunda kalıyorlar. Sonuç böyle olunca da gerekli geliri elde edilmeyince fakir ve yoksulluk baş göstermeye başlıyor. Daha önceden köy topraklarında buğday, mısır, tütün ve şeker pancarı üretilirdi. Maalesef şu anda topraklarımızda hiç bir üretim yok. Ekilen ürünlerin çoğu köylüye gerekli para getirmediği gibi gelir getiren tütün ve şeker pancarı üretimi de artık topraklarımızda yapılmıyor. Devlet teşviki ile beraber köy topraklarında gerekli üretimler tekrar yapılsa hem büyük şehir nüfusu azalacak hemde şehirde fakir ve yoksul bir şekilde kötü şartlarda yaşayan insanların ekonomik gelirleri yükselerek kendi işinin patronu olacaklar.
Yoksulluk ve fakirlik hiç bir insanın istediği durum değildir. İnsanların yaşamak zorunda kaldığı bu olumsuz tabloya baktığımızda iş sahibi olan insanlar bile fakirlikten nasibini alıyor. Ücret adaletinin olmadığı bir ortamda ne kadar da iş sahibi olursan olan evini ve aileni geçindirme imkana sahip olunmuyor. Yüksek ücretli ile az ücretli arasındaki uçurum fark her geçen gün daha fazla büyüyor. Aradaki ücret farkına neden olan faktörlerin başında gelen az ücretli ile yüksek ücretliye aynı oranda maaşlarına zam yapılması aradaki ücret farkını daha da büyütüyor. Tüm ihtiyaç malzemelerine yapılan sürekli zamlar maaşların erimesine neden olurken, yoksulluk ve fakirlik oranını da o kadar fazla tetiklemiş oluyor. Ülkemizdeki asgari ücretin çok düşük ve yetersiz olması yoksulluk ve fakirliği artıracağı gibi insanların yaşam kalitesini de düşürmüş olacak. Günümüzde insanca yaşamayı engelleyen tek neden FAKİRLİK VE YOKSULLUK.