Sinop Kız Öğretmen Okulunun ara sınavını kazanmıştım. Altı yıllık okulun ikinci sınıfından başlayacaktım. Erkek Kardeşim yine halamın yanına dönecekti. Birlikte kalırken ben gerçekten abla gibi onun arkasını toplamıştım. Yere bütün defter ve kitaplarını yayar çok güzel ders çalışır ve ödev yapardı. Hep onları toplar düzenlerdim. Temizlik yapardım. Hiç kolay değildi ama en küçük kuzenimin tek bir sözü nedeniyle halamda kalmak istememiştim. Halamla ilgili en küçük bir incinmem olmadığı gibi onu her zaman büyük bir sevgiyle anıyorum. O kadar onun çocuklarıydık ki en küçük kuzenim Esma’nın ağaçtan düşmesine neden oldum. Ağlayarak bacağı yukarıdan aşağıya yüzülmüş olarak eve girdiğimizde bir ceza almalıydım. Ama, halam, "çocuklar düşe kalka büyür ve öğrenir" dedi ve soğan kavurup soğuttuktan sonra yarasına sargıyla upuzun sardı. Tıbbi olarak bilmiyorum ama kısa sürede iyileştiğini biliyorum ve bu davranışını saygı ile anıyorum. ‘Siz yokken bu kadar ekmek almıyorduk’ gibi ne anlama geldiğini bile bilmediği lafı söyleyen küçük kuzenimi de çok severim. O zamanlar, o, çocuk ben çocuk, yıkılıverdi küçücük dünyam. Benim gibi hayvan sever ( özel hayvan barınağı var) ve güzel bir insan şimdi. Fiziksel olarak da çok güzel. Mavi gözlü 1.78 cm boyunda. Hangi yıldı hatırlamıyorum Türkiye 4. Güzeli olmuştu.
Eylül ayında Babam Sinop Öğretmen Okuluna götürüp teslim etti beni. Yatılı okula getirilmiştim ve ciddi bir yemek seçme huyum vardı. Hatta bir defa anneme "yemeyeyim diye mi bunları pişirdin" deyince babam çok öfkelenmiş beni kolumdan tutup odaya atmış ve "buna üç gün yemek verme" demişti anneme. Onlar unutmuş gibi yaptılar ama söylemiştim, kendimden büyük inadım vardı, ben yemedim. Bu defa onlar telaşlanmış olmalılar hiçbir şey olmamış gibi ve tesadüfen pişirilmiş gibi sevdiğim yemekler var ve ısrarla sofraya çağırdı annem. Sanırım iki gün aç durmuştum ısrar çok işime yaradı sesimi çıkarmadan yedim. Bu nedenle okula götürülürken, annem iyi hazırlık yapmıştı sevdiğim gıdalardan özellikle kahvaltı malzemelerinden ve meyve kolilerim vardı. Çünkü kardeşimle otururken üç öğün bile kahvaltı yaptığımız günler oluyordu. Hala kahvaltıyı çok severim.
Tabi, elim kolum dolu valizim ve koliler ile ne yapacağımı bilemezdim ama benim ablam vardı bu okulda hey. Nasıl olduğunu bilmiyorum ama (ablam başarmış olabilir) ablamın yatakhanesinde Yüksek Öğretmen Okuluna seçilerek ayrılan arkadaşının yatağı verildi bana. İkinci sınıfa başlayacak olmama rağmen 6.sınıf öğrencilerinin odasına yerleştim. Haliyle çabuk alıştım çünkü Ablam yanımdaydı. Kolilerim açıldığında zaten herkes çok mutlu olmuştu. Hele elmalarım hızla tükendi. Şimdi adının starking olduğunu bildiğim elma ağaçlarımızın altında hayvanlarımız için yonca ekili olup sulandığı için elmalar bugün bile çok az rastladığım irilikteydi. Diğer nevalemde tükenmeye başlamıştı ki babam yine eli kolilerle dolu ziyaretimize geldi. Birkaç ay sürmüş olmalı. Sonunda dedi ki kızım devlet sizin için en besleyici yemekleri hazırlıyor. Ben artık taşıyamam. Hem artık yatılı okul öğrencisi olmalıydım.
Etkili olmuş olabilir kısa sürede yatılı okul öğrencisi oldum. Ablamların odasında olmam da büyük konforumdu. Sadece ablam ve birkaç abla gizlice sigara içiyor ve nöbetçi öğretmen gelmeden odayı adamakıllı havalandırıyorlardı. "Açlığınızı gidermez susuzluğunuzu gidermez ne anlıyorsunuz" diye ukalalık yaptığım gibi sömestrde annem ve babama söyledim. Beklediğim gibi olmadı. Babam kontrol edemediği öfkesine karşılık esasen demokrat biriydi. Kadın erkek ayırımı yapmazdı. Zaten tütün yetiştiren bir aile olarak bütün bireyler tütün kokusuna alışıktı ve tütün gelir demekti, gelecek demekti. Üstelik annem dışında ailenin bütün kadınları sigara içiyordu. Sadece sıra ablama gelmişti.
Ablam mezun oldu. Rize’nin Veli Köyüne atandı. Galiba istenen üç il yazılabiliyordu o zamanlar ve ablam anneannemin memleketini yazmıştı. Sanırım oraya birlikte gittiler. Rize de anneannemin kız kardeşi, erkek kardeşi, yeğenleri ve diğer akrabaları vardı. Ablamın önce memnuniyet sonra Rize’nin ve köyünün tutuculuğu ile memnuniyetsizlik hissettiğini hatırlıyorum.
Kardeşimde bizim kaderimizden kurtulamamıştı. Çünkü Köyde Çiftçilik yapan bir aileniz varsa hala yanı, dayı yanı, hala yanı, yalnız oturma yine hala yanı sürmesi zordu. Oda Kastamonu Gölköy yatılı İlk Öğretmen Okulu sınavı ile ayrıldı Gerze'den.