Farkında mıyız bilmiyorum? Ülkemiz her yerden sarılmış durumda. Kimler tarafından? Tabii ki emperyalistler ve daha da acısı yerli işbirlikçileri tarafından. Cumhuriyetin hiç bir döneminde bu kadar hain, işbirlikçi, ahlaksız, çıkarcı olmamıştı. Peki, neden bu duruma geldik? Neden bu kadar rahat, vurdumduymaz, olduk? İnceden bizlerde mi hain olduk da farkına varmadık?
Bize rahat fazla geldi galiba. Bakın Mustafa Kemal Atatürk’ün 99 yıl önceki uyarısı neydi? Hatırlayalım mı?
“Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.”
99 yıl önce bugünleri ve daha da ilerisini görebilmiş ve halkını uyarmış bir başka lider de yoktur sanırım. Ve “Cumhuriyeti ilelebet muhafaza ve müdafaa etme görevini” gençliğe bırakmıştır. Çünkü gençlerin zekasına, gücüne, ahlakına, temizliğine güvenmiştir.
Ancak emperyalizm öylesine sinsi, öylesine alçakça, öylesine acımasızca hareket eder ki, özellikle 1970-1980 arasında bu özelliklerini ülkemizde açıkça sergilemiş, gençlerimizi ve gençlik örgütlerinin beyin takımını yok etme yolunu seçmiş, kimini siyasi iktidarın ve yandaşlarının oyları ile idama göndermiş, büyük bölümünü faşistlere katlettirmişlerdir. Bir yandan ilerici devrimci gençlik yok edilirken diğer yandan bugünkü siyasal İslamcı hareketin yolu açılmıştır. 1940’ lardan günümüze tüm iktidarlar suçludurlar şüphesiz. Halkımızda çeşitli nedenlerle yalanlara kanmış, kimi korkudan, kimi elindekini kaybetme kaygısından, kimi ise çocuklarının geleceğinden endişe duymasından sessiz kalmış, göstermelik seçimlerde oylarını sağ partilere vererek hep işbirlikçi siyasilerin iktidarda kalmalarını sağlamıştır.
Günümüzde, Menderes ile 1957-1960 yılları arasında gerçekleştiremedikleri hamleyi bu kez ana muhalefet partisini, yani CHP’ yi kapattırmak için, CHP’ nin içinden de hainler bularak yapmak istiyorlar. Tam da CHP her gün güçlenirken, halkta karşılık bulurken, yüzbinleri, milyonları saflarına katmaya başlamışken.
İnanıyorum ki bu kez başaramayacaklar. Halkımız devrimci önderleriyle iktidara yürümeye başlamıştır. Faşizme, emperyalistlere, yerli işbirlikçilerine fırsat vermeyecek, bir kez daha ABD’nin 6. Filolarını, İngiliz, Fransız, Yunan askerlerini yine denize dökecektir.
Bir kaç söz de emekliler için edelim. Tüm ömrünü çalışarak, üreterek geçiren emeklilerimizin gözü kulağı temmuz zamlarındadır. Dilerim beklentileri karşılanır. Ancak yine aynı gerekçeler ile yani “para yok” gerekçesi ile yine yoksulluğa, açlığa daha da ağır koşullarda mahkum edilecektir.
Ne demişti Mustafa Kemal Atatürk; “ Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu, o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır. Geçmişte çok güçlüyken, tüm gücüyle çalışmış olanlara karşı minnet hissi duymayan bir milletin, geleceğe güvenle bakma hakkı yoktur.”
Bu sözleri siyasi iktidarın duyması mümkün değildir. Yıllardır duymadılar ki, şimdi duysunlar. O halde ne yapmamız gerekiyor? “HAK VERİLMEZ ALINIR” sözünden yola çıkarak, ONLAR VERMEYECEKLER, BİZ ALACAĞIZ!
Önümüzdeki günlerde, demokrasi, özgürlük ve emekli haklarımız için yapacağımız basın açıklamalarında, eylemlerde buluşmak üzere!