Bu ülkede kadın cinayetlerinin önlenmesi için önce toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması gerekiyor. Yalnızca Ekim ayında 19 kadın katledildi, 22 kadın ölümü ise “şüpheli” olarak kayda geçti. Bunlar yalnızca basına yansıyanlar. Ülkede hırsızlık, torpil ve hukuksuzluk yaygınlaşırken, Diyanet’in her hafta yayımladığı fetvalar kadınların yaşam alanlarını daraltmaya ve toplumu kadın bedeni üzerinden biçimlendirmeye devam ediyor.
2025’in “Aile Yılı” ilan edilmesi yüzeyde toplumsal dayanışmayı güçlendirme çağrısı gibi sunuluyor. Ancak bu kararın politik arka planına bakıldığında, kadınların yaşamlarını kuşatan şiddetin ve eşitsizliğin üzerinin söylem düzeyinde örtülmeye çalışıldığı açıkça görülüyor.
Bu ülkede her gün en az dört kadın öldürülüyor. Kimi “şüpheli ölüm” olarak kaydediliyor, kimi “namus”, “aile içi mesele” ya da “cinnet” söylemleriyle meşrulaştırılıyor. Kadınların yaşam hakkı tehdit altındayken, iktidarın kadını yeniden aile merkezli bir konuma hapsetmeye dönük politikaları toplumsal eşitsizliği pekiştiriyor.
Aile, toplumun en küçük kurumu olarak tanımlanır. Fakat ataerkil yapı içinde bu kurum, kadınların görünmez emeği üzerine kuruludur. Ev içi bakım yükü, çocuk yetiştirme, yaşlı ve hasta bakımı, duygusal emek ve gündelik görünmez işlerin tümü kadına “doğal görev” olarak dayatılır. Ekonomik kriz derinleştikçe bu yük daha da ağırlaşır. Kadın çalışma yaşamında düşük ücret ve güvencesizlikle karşılaşırken, ev içinde sınırsız sorumluluğun altında bırakılır.
Tam da bu nedenle “Aile Yılı” söylemi toplumsal bir ihtiyaca doğru yanıt üretmek yerine, kadın emeğini daha da görünmezleştiren bir ideolojik aygıt işlevi görüyor. İktidar aileyi kutsallaştırırken aslında kadın emeğini ucuzlaştırıyor, kadının birey olarak hak talep etme kapasitesini daraltıyor ve kadını hukuki, ekonomik, sosyal olarak bağımlı hale getiren yapıyı yeniden üretiyor.
Aileyi koruma ve güçlendirme adı altında yürütülen uygulamalar, kadını geleneksel roller içine hapsederken; boşanmayı zorlaştıran, kadını yoksulluk ve güvencesizlik kıskacında aileye mahkûm eden politikalarla toplum mühendisliği gerçekleştiriliyor. Kadının aile içinde kalmasını sağlamak için ekonomik bağımlılık stratejik biçimde sürdürülüyor, sosyal destek mekanizmaları sınırlandırılıyor ve boşanma bir hak olmaktan çıkarılarak “aile bütünlüğüne tehdit” olarak çerçevelendiriliyor. Böylece kadın hem evde hem kamusal alanda denetim altında tutuluyor.
Sorunlar açıktır:
* İstanbul Sözleşmesi’nin feshi, kadınların şiddete karşı en önemli uluslararası güvencesini ortadan kaldırdı.
* 6284 sayılı kanunun uygulanmasındaki isteksizlik, kadınları şiddet karşısında korumasız bırakıyor.
* Cezasızlık politikası, failleri cesaretlendiren toplumsal bir mesaj işlevi görüyor.
Bu koşullar sürerken “aileyi güçlendirme” söylemi gerçekliği perdeleyen bir yanılsamadan ibarettir.
Şu soruyu sormak gerekir: Kadının yaşam hakkı tehdit altındayken kim “mutlu aile”den söz edebilir?
Kız çocuklarının çocuk yaşta evlendirildiği, boşanmak istediği için öldürülen kadınların gazete sayfalarında birer sayıya dönüştürüldüğü, ekonomik krizin yükünün kadınların omuzlarında olduğu bir ülkede aileyi kutsallaştırmak eşitsizliği meşrulaştırmaktan başka bir anlam taşımaz.
Gerçek bir toplumsal iyileşme isteniyorsa başlangıç noktası nettir: Kadınların haklarını güvence altına almak ve toplumsal cinsiyet eşitliğini hukuki, ekonomik ve sosyal düzlemde hayata geçirmek.
Kadını yalnızca çocuk doğuran, erkeğin sözünden çıkmayan, mahalle baskısı altında ikinci plana itilen bir konumdan çıkarmak gerekir. Kadının özgürlüğünü, kimliğini ve yaşam hakkını savunmak esastır.
Çünkü özgürlük ve eşitlik sağlanmadan aileyi merkeze almak, temeli çürük bir yapıyı süslemekten ibarettir.
Kadın haklarının olmadığı yerde aile değildir olan; yalnızca itaat düzenidir. Bu ülkenin kadınları ise itaat etmeye değil, yaşamaya ve özgürce var olmaya kararlıdır.
Bu ülkede kadınlar evlerinden cesurca değil, özgürce çıkana kadar mücadelemiz devam edecek.
“Aile, kadını evin duvarları içine hapseden ilk otorite kurumudur.” / Simone de Beauvoir
Değerli okurlarım;
aşağıdaki linkleri ayrı ayrı tıklayarak abone olunuz, takibe alınız ve bildirimleri açınız. Böylelikle sitemiz sizlerle güçlenecek, halkın aydınlanması ve yönetim kadrolarının Kentimize daha doğru ve yerinde hizmetleri sağlanabilecektir. Saygıyla...
https://www.youtube.com/@HaberKolektif
https://www.instagram.com/haberkolektif/?igsh=MThneHdwaGNpcWRmOQ%3D%3D#
https://x.com/haberkolek84891?s=11
https://www.facebook.com/people/Haberkolektif/61579142911001/
haberkolektif@hotmail.com