Ağaçların Gizli Yaşamı

".............Ağaçların konuşamadığını kabulleniriz; ama o zaman nasıl iletişim kuracaklardır? “Nihayet anlaşıldığı üzere ağaçların iletişim kurmak için bambaşka bir yöntemleri vardır: onlar koku kullanırlar.” İletişim için koku kullanılmasının insanlarda ne kadar yaygın olduğunu biliriz. Parfümler, deodorantlar gibi aynı zamanda kendi kokumuz da vardır. ........."


Ağaçların Gizli Yaşamı

Kitabın Yazarı: Peter WOHLLEBEN

Çeviri: Ali Sinan ÇULHAOĞLU

(Doğan Kitap, 3. Baskı-Eylül 2025, 200 Sayfa)

Doğada yaşayan canlılardan biri olan ağaçlar hakkında neleri ne kadar bildiğimizi kendi kendimize hiç sorduk mu? Doğru, ama eksik bildiğimiz çok şeylerin olduğunu öğrenince şaşıracak mıyız? İşte bu sorulara yanıt bulacağımı sandığım bu kitabı satın alıp dikkatle okudum. Bilmediklerimin bildiklerimden fazla olduğunu gördüm. İnsanlardaki beş duyunun ağaçlarda olması şaşırtıcı mı sizce? Değişik bir dünyayı tanımak için haydi başlayalım:

Yazar Orman Mühendisi; görevi gereği sürekli ağaçlarla iç içe. Üstelik bu konuda araştırma yapanları da biliyor ve onlardan da öğreniyor. “Peki, ama ağaçlar neden böylesine sosyal varlıklardır? Neden kendi türleriyle gıda paylaşır ve hatta bazen rakiplerini bile besleyecek kadar ileri giderler? Bunun sebepleri, insan toplulukları için geçerli olanlarla aynıdır: birlikte çalışmanın faydaları vardır” diyor yazar, bu bile yeterince kafa karıştırıyor.

Ağaçların konuşamadığını kabulleniriz; ama o zaman nasıl iletişim kuracaklardır? “Nihayet anlaşıldığı üzere ağaçların iletişim kurmak için bambaşka bir yöntemleri vardır: onlar koku kullanırlar.” İletişim için koku kullanılmasının insanlarda ne kadar yaygın olduğunu biliriz. Parfümler, deodorantlar gibi aynı zamanda kendi kokumuz da vardır. “Bilim insanları terdeki feromonların eşimizi, yani bir başka deyişle üremeyi istediğimiz kişileri seçerken belirleyici bir etmen olduklarına inanmaktadırlar. Öyleyse gizli bir koku diline sahip olduğumuz söylenebilir ve ağaçlar da aynı yetiye sahip olduklarını göstermişlerdir.”

Yine ağaçların dal veya gövdelerinden bazı sıvıları salgıladıklarını biliriz. Bu sıvıların aslında ağaca zarar veren başka bir canlıyı uzaklaştırmak ya da o canlıyı engelleyecek başka bir canlıyı davet etmek için kullandıkları kanıtlanmıştır. “Ağaçların salya tanımlayabildiği gerçeği, aynı zamanda sahip oldukları başka bir yetinin göstergesidir. Zira salya tanımlayabildiklerine göre tat alma duyuları da olmalıdır” diyor yazar.

“Eğer bir ağaç zayıflarsa, konuşma becerisiyle birlikte kendini savunma yetisini de kaybetmesi muhtemeldir. Yoksa zararlı haşeratın özellikle sağlığı hâlihazırda bozuk ağaçları aramasını açıklamak güçtür” diyen yazar, bu nedenle belirli tür ağaçların birlikte yaşayarak güçlü ormanlar oluşturmasını açıklıyor. Yine ağaçların büyüme hızını kendilerinin ayarladığını ve bunun geleceklerini belirlediğini söylüyor. “Genç ağaçlar hızlı büyümeye o kadar isteklidirler ki her mevsim rahatlıkla 45 santim uzayabilirler. Ancak ne yazık ki, kendi anneleri bu hızla büyümeyi onaylamaz. Yavrularını devasa taçlarıyla gölgelerler ve tüm yetişkin ağaçların taçları birleşerek orman zemini üstünde kalın bir örtü oluşturur. Bu örtü, mevcut güneş ışığının yalnızca yüzde üçünün zemine, dolayısıyla yavrularına ve yapraklarına ulaşmasına izin verir” diyerek, bu miktarın ise ancak yavruların yaşayabilecekleri kadar fotosentez ve besin üretimine yeteceğini ekliyor. Bunu yine yaşlı ağaçların davranışlarıyla açıklıyor; “Ağaç okulundaki çok daha bariz bir ders, ağaçların geçinmeyi nasıl öğrendikleridir. Ağaçlar işleri gereksiz biçimde zorlaştırmayı sevmezler. Komşularıyla huzurlu yaşayabilecekken ne diye kalın, sağlam bir gövde geliştirsinler ki? Ayakta kaldıkları sürece çok bir sorun çıkmayacaktır. Ancak her iki üç senede bir, bir grup ormancı bir hasat makinesi, Orta Avrupa’daki ticari orman ağaçlarının yüzde onunu hasat etmek üzere harekete geçer. Doğal ormanlarda, dev anne ağacın yaşlılıktan ölümü, etraftaki ağaçları desteksiz bırakır. Örtüde yarıklar bu şekilde açılır ve evvelden keyfi gıcır olan kayın ya da ladinler birden kendi ayakları (ya da kendi kök sistemleri) üstünde durmak zorunda kalırlar.”

Ağaçlar havayı, güneşi, suyu ve toprağı çok akıllıca kullanabilen canlılardır. Toprak altına kilometreleri bulan kılcal kökleriyle, havada göklere uzana yeşil taçlarıyla her nimeti sonuna kadar bulur, kullanır ve stoklarlar. Ayrıca kış uykusuna da yatarlar! “Boz ayılar kış uykusuna yatar, yedi uyuklayanlar da. Ama ağaçlar? Bizim gecelik molalarımıza benzer bir şey tecrübe ediyorlar mı? Boz ayı bu karşılaştırma için iyi bir adaydır çünkü ağaçlara benzer bir strateji izler. Yazın ve sonbaharın başında, kış boyunca kullanabileceği kalın bir yağ katmanı oluşturmak için yemek yer. Ağaçlarımızın da yaptığı aynen budur.”

Çoğumuzun doğru sandığı ağacın yosunlu yönünün kuzeyi göstereceği de tam doğu olmayabilir diyor yazarımız… Çünkü derin ormanlarda dışarıdaki fırtına ve şiddetli rüzgâr olmaz. “Ancak rüzgârın durgunlaştığı orman ortasında, yağmur genellikle dikey olarak düşer. Ayrıca her ağaç biraz farklı bir yöne doğru eğiktir, bu yüzden yönünüzü yosuna göre belirleyecek olsanız yalnızca kafanız karışırdı.”

Ülkesinden ayrılarak başka ve değişik coğrafyalara dikilen ağaçların, aynı gurbete düşen insanlar gibi ailelerinden ayrı ve yalnız başlarına olduklarını, bundan dolayı da asıl yurdundaki gibi gelişemediklerini okuyoruz. Buna bağlı olarak ormanların korunmasında dikkatli davranılmasını öneriyor. “Organik çiftlikler tarım için neyse, dikkatli ve seçici budama uygulanan kesintisiz kapalı ormanlar da ormancılık için odur. Bu ormanlarda farklı yaş ve büyüklüklerdeki ağaçlar birliktedir, böylelikle çocuk ağaçlar annelerinin altında büyüyebilirler.”

Güzel ve ilginç bir kitap… Doğaseverler için bir kaynak sayılabilir. Ben yararlandım, size de öneririm. Hem biraz günlük sıkıntılardan uzaklaşmayı denersiniz.

İyi okumalar dileği ile…