“Vurulduk ey halkım unutma bizi!”
Aşağıdaki makaleyi virgülüne bile dokunmadan siz okurlara sunuyorum. Yazının sonunda soracağım size, bize, hepimize; Ne değişti ve nereye geldik?
Sevgili Uğur Mumcu’yu sevgi, saygı ve özlemle bir kez daha anıyorum. Ve kendisinden, 24 OCAK 1993 gününden bu yana her yıl anma törenlerinde verdiğimiz “UNUTMAYACAĞIZ” sözünü tut(a)madığımız için kendi adıma özür diliyorum.
Bu makale 26 TEMMUZ 1962 günü Cumhuriyet gazetesinde YUNUS NADİ Makale Yarışması için yayımlanan ilk yazısıdır. Bugün itibarı ile aradan tam 64 YIL-5 AY-4 GÜN GEÇTİ! Tespitleri, eleştirişleri ve ÖNERİLERİ ne durumda? Bir okuyalım sindire sindire, ne dersiniz? Özellikle günümüz aydınları ve sosyalistleri okumalı sindirerek!
“Türk Sosyalizmi
“Demir ağlarla ördük ana yurdu dört baştan” mısraı, genç bir Türkiye’nin onuncu yılında mutlu yarınlara seslenişiydi. Gel gör ki, birkaç on yılın ardından Türkiye batılı tarifiyle iktisaden geri kalmış bir ülke oldu.
NATO subayları Türkiye’de “çöl zammı” alırlar. İktisadi durumumuz ve itibarımız için en acı misal… Geri kalmış ülke damgasını, Türk aydını, Türk halkı, bir suçlu gibi alnında taşıyor.
Yıllarca kendi çilesine terk edilen fakir halk, geciken yarınların ıstırabı içinde. Toprak-parlamento ağalığına dayanan demokrasimiz, son on yılda sadece köşe başı milyonerleri türetmiş, mutlu azınlıklar, umutsuz çoğunluğun ıstırapları ile zenginleşmiş, iktisadi planlar siyasi müteşebbislerin kasalarına bağlanmış, vergiler dar gelirlilerin omuzlarına yüklenmiş, vergi adaleti, sosyal adalet, işçi hakları fantezi bir edebiyattan ileri gidememiş ve en fenası, siyasi ve iktisadi yoksunluğu bir sâri hastalık olmuştu.
Son on yılın iktisadi tablosu karşısında ibretle düşünmeye mahkûm bir kuşağız. Gelecek nesilleri değil, gelecek seçimleri düşünen politikacılarımız bu tablonun ressamlarıdırlar.
“Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” parolası ile liberalizm, en acı örneğini Türkiye’de vermiştir. Amerikan kapitalizmini sosyalizme antitez misali olarak verenler, bünye farklarını tahlil edemeyenler, oluş şartlarını mukayese edemeyenlerdir.
Ne kazandırmıştır on yıllık liberalizm memlekete? Kalkınma hızı mı? Sosyal adalet mi? Çalışma gücü mü? İktisadi itibar mı? Milli gelirde artma mı?
Yoksa Ortak Pazar toplantılarında bir geri kalmış ülke ismi mi? Son on yıl örneğinden ve sonuçlarından hoşnut olanlar, dünün köşe başı milyonerlerinden başkaları değildir.
Atatürk devletçiliği ne kaybettirmiştir veyahut iktisadi şartlarımızda ne derece bir değişiklik olmuştur?
Bu soruların cevapları Türk sosyalizminin anahtarlarıdır. Sistemleri, tarihi oluşlarıyla birlikte memleket şartlarıyla düşünmek gerek. Sosyalizm, Lenin’in tarifinde işçi diktatörlüğü, Batılı tariflerde bir iktisadi demokrasi, yani halkın iktisaden kendi kendisini idare etmesidir. Bunun içindir ki, aynı sosyalizm altında çeşitli yönler vardır.
Türk sosyalizmi ne Marx’ ın Sosyalizmine benzemeli, ne de Batı sosyalizminin bir kopyası olmalı. Memleket şartlarının yarattığı ve siyasal rejime en uygun olan sosyalizm.
Türkiye’de demokrasi, kadrosuzluktan dolayı ideal safhaya erişememiş ve acı sonuçlar vermiştir. Kadrosuz sosyalizm ise kötü bir liberalizm olur. Acılarını yine birlikte çekeriz.
Bugünkü demokrasi kartvizit imtiyazı, rüşvet alışkanlığı kalkmadıkça, bilgili, rasyonel, dinamik bir kadro bulamadıkça, sosyalizmden mucizeler beklemeyelim. Kelimelerin sihrine değil, tatbikine önem verelim.
İşte Türk halkı, şartların yarattığı bir Türk sosyalizmin ve dinamik ve rasyonel bir kadroya muhtaç…
Her şeye Atatürk gücüyle ve onuncu yıl umuduyla başlayacağız, başlamalıyız.”
64 YIL, 5 AY,4 GÜN önce yazdıklarını günümüzde değerlendirdiğimizde ne kadar geri kaldığımız, emperyalizme paçamızı nasıl kaptırdığımız, bir yandan Siyasi İslam’ın pençelerinde felakete sürüklendiğimiz, diğer yandan MUMCU’nun sözünü ettiği bir avuç RASYONEL, BİLGİLİ, DİNAMİK KADROLARI nasıl harcadığımız, yok edilişlerini seyrettiğimiz ortada değil mi?
64 YIL, 5 AY,4 GÜN önce ilk yazısı ile başlayan ve 33 YIL önce kahpece katledilen UĞUR MUMCU YAZILARI, DÜŞÜNCELERİ, KONUŞMALARI İLE HALKIN YÜREĞİNE NASIL YERLEŞMİŞ İSE, bu onun BİLGİLİ, RASYONEL, DİNAMİK oluşundan ve DİK DURUŞUNDANDIR.
ÇOK HAKLISIN SEVGİLİ UĞUR MUMCU;
“BİLGİ SAHİBİ OLMADAN FİKİR SAHİBİ OLUNMAZ!”
Yazının sonunda tekrar soruyorum; 64 yıl sonra ne değişti ve nereye geldik?
Sorunun cevabı makaleyi sindirerek okuyup bulacak ve dik durarak mücadeleyi birlikte yürütecek BİLGİLİ, RASYONEL, DİNAMİK KADROLARDA, AYDINLARDA, SOSYALİSTLERDE!
Not; Bu makaleyi 24 Ocak 2026 günü broşür olarak dağıtan CHP Sinop İl Örgütüne sadece bir teşekkür borçlu değiliz. Aynı zamanda Uğur Mumcu’nun ilk düşüncesi ile bizleri buluşturdukları ve Mumcu’nun bir vasiyeti olarak kabul etmemizin kapısını açtıkları için de teşekkür ederiz.