2025 Yılı Hesap Pusulası ve Hoş Geldin 2026...

".............Topluca “o gelemiyorsa biz gidelim” diyerek İmralı ziyaretleri başlatıldı. Temel hedef Barış gibi gösterilirken aslında bunun çikolataya sarılmış zehir olduğu, gidişin ülkenin bölünmesine kadar varacağı, bunun için de Anayasa’nın istenenleri karşılayacak şekilde değiştirilmesiydi. Çünkü Cumhur ve ortakları geri dönemeyecek yollara girmiş, tek kurtuluş olarak Anayasa değişikliği ile koltuklarını ve geleceklerini kurtarmak adına ne gerekirse yapmak zorunda görünüyordu............"


Her yılın ilk yazısının bir kısmını kendime ayırma geleneğimi sürdürüyorum. 2025 yılı içinde neler yaptığımın özeti olan bu yazımda bir tür hesap veriyorum:

Köşe Yazısı ve Kitap Tanıtımı: 2025 yılında köşe yazısı ve kitap tanıtımı birlikte sürdüğünden toplamda 22 kitap tanıtımı ve 26 köşe yazısı olmak üzere 48 yazım oldu. 2024’te ise bu sayı 30 idi.

Okunan Kitap: 2025 yılında 83 kitap okudum, 2026’ya okunamayan 2 kitap devredildi. 2024 yılında ise 133 kitap okumuş, 2025’e okunamayan 21 kitap devretmiştim.

Alınan Kitap: 2025 yılında aldığım kitap sayısı 85 oldu. 2024’te ise 154 idi.

Kütüphanem: 2025 yılındaki toplam kitap sayım, Türk yazarların 1434 ve yabancı yazarların 286 olmak üzere 1720 oldu. 2024’te ise 1635 kitabım vardı.

Kitaplarım: 5. Kitabım “Vahşetin Çağrısı” 2024’te basıldı. 2025 yılında yeni kitabım yok; 2026 yılı için bir kitap hedeflendi.

*****

Yeni yılın kısa değerlendirmesine gelirsek; “Türkiye bir hukuk devletidir” dense de, bırakın yasaları, Anayasa’da yazılı haklar, AİHM kararları bile uygulanmadı. İtirafçılık ve gizli tanıklık en gözde işlerdi.

Ekonomide ise tek kelimeyle battık! Asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığı, emeki aylığı ile yaşamanın olanıksız hale geldiği, enflasyonun rekorlar kırdığı, bütçenin ilk günden çok büyük bir açıkla başladığı, üreticilerin sahadan çekilerek yerine telefonla para kazanan şirketlerin yer aldığı hale geldik.

Çevre ve doğal hayat konusu ise içler acısı... Vahşi madencilik ile bazı firmalar milyarlar kazansın diye ormanlar, meralar, doğal yaşam alanları, toprağımız ve içme sularımız zehir tehditi altında... Can dostlarımız, her türlü tıbbi bakımı yapıldıktan sonra özgürce ve insan dostlarıyla birlikte sokaklarda yaşamaları yasaklanıp, açık hapishaneden de kötü zorla yaptırılmış barınaklara tıkıldı. Bakmak yerine topluca öldürmek de sık uygulanan bir yöntem... Temiz su dünyanın en değerli madeni olduğu halde hiç doğru yönetilememekte, atık sular arıtılarak içme suyu olarak, tarımda veya doğal yaşamın sürdürülmesinde kullanılamamakta... Geleceğin en tehlikeli yatırımı yapılıyor!

Siyasette, düne kadar PKK-Öcalan-DEM Parti denince tüyleri dikilenler, ülkemizin bölünmesine kadar varacak eylemlere başladı. Bebek katili Sayın da oldu, Önder de, Lider de... Şanlı meclise gelip konuşması bile istendi. Topluca “o gelemiyorsa biz gidelim” diyerek İmralı ziyaretleri başlatıldı. Temel hedef Barış gibi gösterilirken aslında bunun çikolataya sarılmış zehir olduğu, gidişin ülkenin bölünmesine kadar varacağı, bunun için de Anayasa’nın istenenleri karşılayacak şekilde değiştirilmesiydi. Çünkü Cumhur ve ortakları geri dönemeyecek yollara girmiş, tek kurtuluş olarak Anayasa değişikliği ile koltuklarını ve geleceklerini kurtarmak adına ne gerekirse yapmak zorunda görünüyordu.

Ülkemizde huzur içinde yaşama hakkı sadece iktidar ve yandaşlarına tanınmış gibi; muhalefet ağzıyla kuş tutsa içeri tıkılıyor. Huzura, insan gibi yaşamaya hasret bir toplum haline getirildik. Sınırlarımızda bir tek güvenilir dostumuz kalmadı. “Dünya bizi kıskanıyor” diyenler, dünya devlerinin ülkemizi bölüp parçalayıp lokma lokma yutmaya uğraştığını görmezden geliyor!

2025 yılını da bu sıkıntılı durumda geçirdik. Umarım 2026 yılı tüm bunları unutturur. Yeniden laik, demokratik, parlamenter demokratik sistemde bir hukuk devleti olma yolunda, sadece bizlerin değil, tüm canlıların sağlıklı, huzurlu, hep birlikte kardeşce yaşayacağımız günler getirir.

Yeni yılınız gönlünüze göre olsun.