2 MİLYON ÇOCUK DEVLET ELİYLE İŞÇİLEŞTİRİLDİ!

"..........Ülkemizde çırak ve stajyerlik adı altında 2 milyon çocuk devlet eliyle işçileştirildi. Koşup oynaması, derslerinden başka derdi olmaması gerekirken bu çocuklar inşaatlarda, tarlalarda, fabrikalarda çalışırken can veriyorlar.Çocuklarımız ölürken milli eğitim Bakanı Yusuf Tekin koltuğunda oturuyor. İstifa aklının ucundan geçmiyor. Bakan, 253.000 işletme incelendi diyor ama kasım ayında 13 işçi çocuk işçi öldü. Bu çocukların gelecekte başka meslek seçme hakları da ellerinden alındı. ..."


Eski adı “Çıraklık Eğitim Merkezi“ olan MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi) Milli Eğitim Bakanlığı ile özel sektörün birlikte yürüttüğü, öğrencilerin haftada bir gün okulda eğitim alıp dört gün iş yerlerinde çalıştığı ikili bir sistem olarak tasarlanmıştır. “İş başında eğitim” yaklaşımıyla savunan, 14 yaştan başlayarak çocukları kayıtlı ancak güvencesiz şekilde iş gücü piyasasına zorlayan model; çocukların eğitim haklarını yok saymanın yanı sıra, onların bedensel, duygusal, zihinsel ve sosyal gelişmelerini de tehdit eden bir uygulamaya dönüşmüştür.

Sedat Kurt, çalıştığı inşaatta kalıp çökmesi sonucu enkaz altında kalarak 15 yaşında yaşamını yitirdi. Arda tombul, kafası saç büküm makinesine sıkışarak 14 yaşında hayattan koparıldı. Şanlıurfa’da 16 yaşındaki alperen uygun calistigin şantiyede asansör boşluğuna düşerek aramızdan ayrıldı. Muhammet Kendirci kompresörle işkence edilerek katledildi. 16 yaşındaki Eren Dağ Konya’nın Karapınar ilçesinde, kuyu açmak için yapılan sondaj çalışması sırasında elektrik akımına kaplarak aramızdan ayrıldı. Artık aramızda değiller. Bunlar basına sızanlar, ve isimlerini hiç öğrenemediğimiz yüzlerce çocuk…

Milli eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in katıldığı “Türkiye yüzyılın mesleki ve teknik eğitim Zirvesi” nde yapılan MESEM protestolarla karşılandı. Türkiye İşçi Partisi gençleri “MESAM tarihe karışacak! Gençler özgürlüğüne kavuşacak” başlığı altında eylem yapan 16 öğrenci tutuklandı. Türkiye istatistik kurumu (TÜİK) verileri de çocuk işçiliğin arttığını gösteriyor. 15-17 yaş arasındaki çocukların iş gücüne katılma oranı, 2020’de %16,2 iken 2023 yılına gelindiğinde %22,1 ile son yılların zirvesine çıktı. İş gücüne katılma oranı erkek çocuklar için %32,2 kız çocuklar için 11,5 olarak kaydedildi. Ülkemizde çırak ve stajyerlik adı altında 2 milyon çocuk devlet eliyle işçileştirildi.

Koşup oynaması, derslerinden başka derdi olmaması gerekirken bu çocuklar inşaatlarda, tarlalarda, fabrikalarda çalışırken can veriyorlar.Çocuklarımız ölürken milli eğitim Bakanı Yusuf Tekin koltuğunda oturuyor. İstifa aklının ucundan geçmiyor. Bakan, 253.000 işletme incelendi diyor ama kasım ayında 13 işçi çocuk işçi öldü. Bu çocukların gelecekte başka bir meslek seçme hakları da böylece ellerinden alındı. Çocuklarımız okullarda olmak yerine ağır işlerde sanayide çalıştırdıkları için… Sermayenin çıkarları uğruna çocuk ölümlerini de normalleştirdiler. Tepki koymak protesto etmek suç sayılmakta; çocukların ölümlerine neden olanlar dokunulmazlık zırhıyla korunmaya devam edilmekte.

MESEM’de çalışan bir öğretmenin anlattıkları çok dikkat çekici; MESEM’lerin okul kontrolünde olmadığını ve çocukların zamanlarının çoğunu inşaatlarda sanayide geçtiğine vurgulayarak, verilen ücretlerin uygulamayı teşvik anlamına geldiğini belirtiyor. Yine çocukların büyük bir kısmı diploma almak için geliyor. Bunların içinde doğru düzgün okuma yazma bilmeyen öğrenciler de var. Bu çocuklar ” nasıl olsa okumadan, ders görmeden mezun olacağız” fikri ile gelenler de var. Küçük işletmelerin de kuralsız olduğunu savunan öğretmen, çocukların geri döndüklerinde gece saatlerine kadar çalıştıklarini görüyoruz. Eğitimci yetersizligi nedeniyle çocukların çoğu zaman yalnızca kültür derslerini aldığını ifade etti. Bir eğitimci olarak ezcümle diyorum ki; eğitim ortamının yerine iş yeri ile değiştiren, sınıfsal eşitsizlikleri, derinleştiren, çocukları ihmal ve istismar riskine açık hale getiren MESEM’ler kaldırılmalı, çocuk işçiliği ile mücadele kararlı bir şekilde sürdürülmeli, çocuk işçiliğinin tamamen yasaklanmalıdır. Eğitim politikalarında çocuğun üstün yarari katılım hakkı ve gelişim potansiyeli esas alınmalıdır. Çocukların örgünün eğitim dışına çıkmasına neden olan bütün bireysel toplumsal ve ekonomik SORUNLAR ortadan kaldırılmalı herkesin eşit ve özgürce akıl ve bilime dayalı eğitim olanaklarına kavuşması sağlanmalıdır.